REHBER SİTE
  Fıkhu Ekber
 

 

Imam Ebu Hanife

Rahman ve Rahim olan Allah’in adiyla

 Tevhidin asli, buna iman etmenin en dogru yolu sudur: Allah’a, meleklerine, kitaplarina, peygamberlerine, öldükten sonra dirilmeye, kadere, hayrin ve serrin Allah’tan olduguna,hesap, mizan, cennet ve cehenneme inandim, bunlarin hepsi de haktir, demek gerekir.

 Yüce Allah, sayi yönüyle degil, ortagi olmamasi yönüyle birdir.O, dogurmamis ve dogrulmamistir. O’na hiçbir sey denk degildir. O Yarattiklarindan hiç birine benzemez,isimleri,zati ve fiili sifatiyla Daima var olmus ve var olacaktir.

 Allah’in zati sifatlari: hayat, ilim, semi, basar ve irade Sifatlaridir,Fiili sifatlar ise,tahlik(yaratma),terzik(rizik verme),insa(yapma), ibda(örneksiz yaratma), ve sun' (sanatla yaratma) ve diger fiili sifatlardir.

 Allah, sifatlari ve isimleri ile var olmus ve var olacaktir. O’nun  Isim ve sifatlarindan hiçbiri sonradan olma degildir.O ilmiyle daima bilir, ilim O’nun ezelde sifatidir. O kudretiyle daima kadirdir, kudret O’nun ezelde sifatrdir. Kelam ile konustur, kelam O’nun  ezelde sifatidir. Yaratmasi ile daima haliktir,  yaratmak O’nun ezelde sifatidir. fiili ile daima faildir,fiil O’nun ezelde sifatidir.Fail Allah’tir, fiil ise O’nun ezelde sifatidir. Yapilan sey mahluktur.Yüce Allah’in fiili ise nahluk degildir. Allah’in ezeldeki  sifatlari mahluk ve sonradan olma degildir. Allah’in sifatlarinin yaratilmis ve sonradan oldugunu  söyleyen, yahut tereddüt eden veya süphe eden kimse Yüce Allah’i inkar etmis olur.

 Kur’an-i Kerim, Allah kelami olup, mushaflarda yazili, kalplerde mahfuz,dil ile okunur ve Hz.Peygamber’e indirilmistir.Bizim Kur’an-i Kerim’i teleffuzumuz, yazmamiz ve okumamiz mahluktur fakat Kur’an mahluk degildir.   Alla’in Kur’an’da  belirttigi Musa ve diger Peygamberlerden, firavn ve Iblis’ten naklen verdigi haberlerin hepsi Allah kelamidir, onlardan haber vermektedir. Allah’in kelami mahluk degildir, fakat Musa’nin ve  diger  yaratilmislarin kelami  mahluktur. Kur’an ise Allah’in kelami olup, kadim ve ezelidir.

 Allah bir sey (varlik)’dir, fakat diger seyler gibi degildir. O’nun varligi cisim, cevher, araz, had, zid,es ve ortaktan uzaktir. O’nun Kur’an’da  zikrettigi gibi eli, yüzü ve nefsi vardir, Allah’on Kur’an’da zikrettigi gibi el, yüz ve nefs gibi seyler, keyfiyetsiz sifatlardir.O’nun eli, kudreti veya nimetidir denilemez . Zira bu takdirde sifat iptal edilmis olur.Bu, Kaderiyye  ve Mutezile’nin görüsüdür.O’nun  elinin, keyfiyetsiz  sifat  olmasi gibi, gazabi  ve  rizasi  da  keyfiyetsiz sifatlarindan iki sifattir.

 Allah, esyayi bir seyden yaratmadi. Allah, esyayi olusundan Önce, ezelde biliyordu. O, esyayi takdir eden ve olusturandir. Allah’in dilemesi, ilmi, kazasi,takdiri ve Levh-i Mahfuz’daki yazisi olmadan, dünya  ve  ahirette  hiçbir sey vaki olmaz.  Ancak onun Levh-i Mahfuz’daki yazisi , hüküm olarak degil, vasif olarak yazilidir. Kaza, kader  ve dilemek, O’nun nasil oldugu bilinmeyen sifatlarindandir. Allah, yok olani yoklugu halinde yok olarak bilir, onun yarattigi zaman  nasil olacagini bilir,Var olani,varligi halinde var olarak bilir, onun yoklugunun nasil olacagini bilir.Allah ayakta duranin ayakta durus halini, oturdugu   zaman  da  oturus halini   bilir.  Bütün bu durumlarda  Allah’in ilminde ne bir degisme, ne de sonradan olma bir sey  hasil olmaz.Degisme ve ihtilaf, yaratilanlardan  olur.

 Allah’in “Allah Musa’ya hitap etti.” 130 ayetinde belirttigi gibi, Musa  Allah’in  kelamini  isitti.  Süphesiz   ki     Allah,   Musa   ile konusmasindan önce de, kelam sifati ile muttasifi.  Yüce   Allahyaratmadan  da  ezelde yaratici idi. Allah, Musa’ya hitap ettiginde, ezelde   sifati olan kelami ile konustu. O’nun   sifatlarinin  hepsi, mahluklarin  sifatlarindan   baskadir. O bilir, fakat bizim isittigimiz gibi degil. O kadirdir, fakat bizim gücümüzün yettigi gibi degil. Biz uzuvlar ve harflerle konusuruz. Oysaki Allah, uzuvsuz ve harfsiz konusur. Harfler mahluktur, fakat Allah’in kelami mahluk  degildir.

 Allah  insanlari küfür ve imandan hali olarak yaratmis, sonra Onlara  hitap ederek  emretmis  ve nehyetmistir. Kafir olan; Kendi fiili, hakki  inkar  ve reddetmesi ve Allah’in yardimini  kesmesiyle  küfre sapmistir. Iman eden  de kendi fiili, ikrari, tsdiki ve Allah’in muvaffakiyet  ve yardimini ile iman etmistir.

 Allah Ademin neslini, sulbünden insan seklinde çikarmis, Onlara akil vermis, hitap etmis, imani enredip, küfrü yasaklamistir. Onlar  da onun Rabb  oldugunu ikrar etmislerdir. Bu , onlarin imanidir. Iste onlar bu  fitrat üzerine dogarlar. Bundan  sonra küfre sapan  bu fitrati degistirip bozmus  olur. Iman ve tasdik  eden de fitratinda  sebat  ve devam  göstermis  olur.

 Allah, kullarinin hiç birini iman veya küfre zorlamamis. Onlari mü’min veya  kafir olarak yaratmamistir. Fakat onlari sahislar olarak yaratmistir. Iman ve küfür kullarin  fiilleridir. Allah, küfre sapani, küfrü  esnasinda kafir olarak bilir.O kimse daha sonra iman ederse, imani  halinde mü’min olarak bilir, ilmi ve sifati degismeksizin  onu sever.

 Kullarin hareket ve sükün gibi bütün fiilleri hakikatten kendi Kesbleri (kazançlari)’dir.Onlarin  yaraticisi   ise Yüce Allah’tir.Onlarin hepsi    Allah’in dilemesi, ilmi,hükmü ve kaderi ile olur.

 Taatlarin hepsi, Allah’in emri, muhabbetti, rizasi, ilmi,dilemesi, kazasi ve takdiri ile vacip kilinmistir. Masiyetlerin hepsi de Allah’in ilmi, kazasi , takdiri ve dilemesi ile olmakla beraber, rizasi ve emri degildir.

 Peygamberlerin hepsi de (salat ve selam olsun) küçük,büyük günah,küfür ve çirkin hallerden münezzehtir.Fakat  onlarin sürçme ve hatalari vaki olmustur.Hz.Muhammed , Allah’in sevgili kulu, resülü, nebisi, seçilmis tertemiz kuludur. O hiçbir zaman puta tapmamis , göz açip kapayacak bir an bile Allah’a ortak kosmamaktir. O, küçük büyük hiçbir günah islememistir.

 Peygamberlerden sonra insanlarin en faziletlisi,Ebu Bekr es-Siddik,   sonra  Ömer  el-Faruk,  sonra  Osman  b.  Affan  Zu’n-Nureyn, daha sonra  Aliyyu’l-Murtaza’dir. Allah  hepsinden razi   olsun. Onlar dogruluk üzere , dogruluktan ayrilmayan, ibadet eden  kimselerdir.Hepsine sevgi ve saygi duyariz. Hz.Peygamber’in ashabinin  hepsini Sadece hayirla anariz.

 Bir  müslümani , helal saymamasi sartiyla, büyük günahlardan birini islemesi ile kafir sayamayiz.Bu durumdaki bir kimseden iman ismini  kaldiramayiz, ona gerçek amlamda mü’min  der,z.Bir  Mü’minin kafir  olamamakla beraber günahkar olmasi caizdir.

 Günahlar, mü’mine zarar  vermez demeyiz. Keza günah isleyen Kimse  Cehennem’e girmez de demeyiz. Dünyadan mü’min olarak ayrilan kimse,fasik da  olsa Cehenem’de ebedi kalacaktir, demeyiz.

 Mürcie’nin  dedigi gibi, iyiliklerimiz makbul, kötülüklerimiz de affetdilmistir, demeyiz.Fakat kim bütün sartlarina uygun, müfsit ayiplardan  uzak amel isler   ve onu küfür ve dinden dönme gibi seylerle bosa çikarmaz ve dünyadan mü’min olarak ayrilirsa süphesiz Allah onun amelini zayi  etmez, bilakis   kabul eder ve ondan  dolayi  sevapverir, deriz.

 Allah’a  ortak kosmak ve küfür disinda, büyük ve küçük günah Isleyen, fakat tevbe etmeden mü’min   olarak  ölen kimsenin durumu Allah’in dilemesine baglidir.Dilerse ona Cehennem’de azap eder, dilerse affeder ve hiç azaba ugratmaz.

 Herhangi bir amele riya karistigi zaman, o amelin ecrini yokeder. Keza ucüb(kendi amelini üsütün görmek)de  böyledir.

 Peygamberlerin  mucizeleri ve velilerin kerametleri haktir. Ancak Haberlerde  belirtildigi  üzere Iblis, Firavun ve Deccal gibi Allahdüsmanlarina  ait olan, onlarin simdiye kadar vukua gelis ve gelecekhallerine mucize  de, keramet de demeyiz.Bu onlarin  hacetleriniyerine getirmedir. Zira , Allah, düsmanlarinin ihtiyaçlarini, onlari derece   derece   cezaya çekmek ve sonunda cezalandirmak seklinde yerine getirir. Onlar  da bunu aldanarak azginlik ve küfürde haddiasarlar. Bunlarin hepsi de caiz  ve mümkündür.

Yüce Allah yaratmadan önce de yaratici, rizik vermeden evvel de riziklandirici idi. Allah ahrette görülecektir. Müminler Allahi cennette aralarinda mesafe olmaksizin, tesbihsiz ve keyfiyetsiz olarak bas gözleriyle göreceklerdir.

 Iman; dil ile ikrar kalb ile tasdiktir. Gökte ve yerde bulunanlarin imani, iman edilmesi gereken seyler yönünden artmaz ve eksilmez, fakat yakin ve tasdik yönünden artar ve eksilir. Müminler iman ve tevhid hususunda birbirlerine musavidirler. Fakat amel itibariyle birbirlerinden farklidirlar. Islam Allahin  emirlerine teslim olmak ve itaat etmek demektir. Lugat itibariyle iman ve islam arasinda fark vardir. Fakat islamsiz iman imansiz da islam olmaz. Onlarin ikisi de bir seyin içi ve disi gibidirler. Din ise; iman ve seriatlerin hepsine verilen bir isimdir.

 Biz, Yüce Allahi kendisini kitabinda tavsif ettigi bütün sifatlariyla gerçek olarak biliriz. Hiç kimse Allahin sanina layik sekilde hakkiyla ibadet etmege kadir degildir. Fakat insan ancak Allahin kitabinda, Rasulullahin bildirdigi ölçüde Allaha ibadet eder.

 Bütün müminler; marifet yakin, tevekkül, muhabbet, riza, korku ve ümit ve iman hususunda birbirlerine musavidirler. Bu konuda imanin disindaki hususlarda farklilasirlar.

 Allah, kullarina karsi lutufkardir, adildir, kulun hakettigi sevabi lütfuyla kat kat fazlasiyla verir. Kulunu, adaletinin icabi olarak isledigi günahdan dolayi cezalandirir. Keza lütuf olarak bagislar da.

 Peygamberlerin  sefaati haktir. Peygamberimizin sefaati, günahkar müminler ve onlardan büyük günah isleyip cezayi hak etmis olanlar için hakk ve sabittir.

 Hz.Muhammed cahiliyye düzenini yikmakla ise basladi. Ilk önce "La ilahe illallah" düsturu ile kalbleri cahiliyye pisliklerinden arindirdi.Çünkü tarih boyunca bütün kötülüklerin anasi cahili düzen ve yapilanmalar olmustur. Kötülüklerin anasini ortadan kaldirmadan kötülükten kurtulmak mümkün degildir. Bu nedenle diyoruz ki; Hz.Muhammed bir statükocu degildi. Cahiliyye düzenini sosyal, ekonomik ve kültürel anlamda yerle bir etmis, kökünden devirmisti. Nitekim Veda Hutbesinde bütün beseriyete karsi söyle sesleniyordu:

"DIKKAT EDIN! BÜTÜN CAHILIYE EMIRLERI (KANUNLARI, YASALARI, HÜKÜMLERI) AYAKLARIMIN ALTINDADIR VE HEPSI DE AYAKLARIMIN ALTINDADIR VE HEPSI DE KALDIRILMISTIR." Görüldügü gibi Hz.Muhammed ve kendisine inananlar cahiliyye düzenini ayaklar altinda çignetmislerdir. Esasen islama teslim olmak; bütün beseri rejimleri ayaklar altina almayi zaruri kilar...

Takva sahibi olmanin alameti, ihrama girenin ihram halinde kendisine kelamdan menettigi gibi kelamdan nefsini menetmektir. Ve "Takva sahibi seriat-i islamiyeyi iyice bilmek zorundadir. Aksi halde farkinda olmadan takvadan çikar"

Tarih boyunca tüm peygamberlerin ilk vazifesi inanç inkilabini gerçeklestirmek olmustur. Inanç inkilabi gerçeklesinceye kadar ahkamlarin tatbikati ertelenebilir. Çünkü tevhidsiz ahkamlarin tatbikati; hem insanin fitratina yükletilen bir güç ve hem de islenen en büyük suçtur.

 Kiyamet günü amellerin mizanla tartilacagi hususu haktir. Hz.Peygamberin havzi haktir. Kiyamet günü, hasimler arasinda iyilikler, alinarak kisas ve hesaplasma olmasi haktir. Iyilikler bulunmadigi takdirde kötülüklerin atilmasi, hak ve caizdir.

 Cennet ve cehennem halen yaratilmistir, ebediyyen de fani olmayacaklardir. Huriler ebediyyen ölmezler. Yüce Allahin cezasi da, sevabi da ebedidir.

 Allah diledigini kendisinin bir lutfu olarak hidayete ulastirir. Diledigini de adaletinin geregi olarak sapikliga düsürür. Allahin sapikliga düsürmesi, hizlanidir. Hizlanin manasi ise; Allahin razi olacagi seylerden onun muvaffak kilmayip, yardimini kesmesidir. Bu Allahin adaleti geregidir. Keza, Allahin günahkarlari, isyanlari sebebiyle cezalandirmasi da adaleti icabidir.

 Seytan, mümin kuldan imani baski ve cebirle alir, dememiz dogru degildir. Fakat kul imani terkederse seytan da onun imanini alir, deriz.

 Kabirde Münkerle Nekirin sualleri haktir. Kabirde ruhun cesde iade edilmesi haktir. Bütün kafirler ve asi müminler için kabir sikintisi ve azabi haktir.

 Alimlerin, Allahin sifatlarini farsça(Arapçadan baska bir dille) söylemeleri caizdir. Fakat Yed yani el kelimesi, Allahin sifati olarak söylenemez. Fakat fasça olarak Ruy-i Huda Allahin yüzü demek degil, keramet ve zillet manasindadir. Itaatli olarak kul, Allaha keyfiyetsiz olarak, asi kul ise keyfiyetsiz olarak Allahtan uzak olur. Yakinlik, uzaklik ve yönelmek yalvaran kula racidir. Keza, cennette komsuluk ve Allahin önünde bulunmak, keyfiyetsiz seylerdir.

 Kuran Allahin rasulüne indirilmis olup, mushaflarda yazilidir. Kemal manasinda Kuran ayetlerinin hepside fazilet ve büyüklük bakimindan. Birbirine müsavidir. Fakat bazisinda zikir ve zikredilen fazileti bahis konusudur.ayetel kürsi buna misaldir. Burada zikredilen Allahin yüceligi, azameti ve sifatlaridir. Bu ayette hem zikir, hem de zikredilenin fazileti olarak, iki fazilet biraraya gelmistir. Bu kisimda ise sadece zikir fazileti vardir. Kafirlerin kissalarinda oldugu gibi, bu ayetlerde zikredilenin bir fazileti yoktur, Çünkü zikredilenler kafirlerdir. Keza Allahin isim ve sifatlarinin hepsi de azamet ve fazillette musavidir, aralarinda farklilik yoktur.

 Hz.Peygamberin anne ve babasi islam gelmeden önce öldüler. Kasim, Tahir ve ibrahim Allah rasulünün ogullari, Fatima, Rukiyye, Zeyneb ve Ümmügülsüm de kizlariydilar.

 Insan tevhid ilminin inceliklerinden herhangi birinde güçlükle karsilasirsa, sorup ögrenecegi bir alim buluncaya kadar, Allah katinda dogru olana inanmasi gerekir. Böyle bir kimseyi arayip bulmakta gecikmesi degildir. Bu hususta tereddüd edilerek beklemek mazur görülmez. Eger tereddüt ederek beklerse kafir olur.

 Mirac haberi haktir. Onu reddeden sapik ve bidatci olur. Deccalin, yecüc ve mecucun ortaya çikmasi, günesin batidan dogmasi, Hz.Isanin gökten inmesi ve sahih haberlerde bildirilen kiyamet alametlerinin hepsi de hakktir.

 Yüce Allah en diledigini dogru yola hidayet eder.

"Her çaga ait bir medeniyet O çagin güç kaynaklarina hakim olmus ve onlari üretip gelistiren toplumlar ve milletler tarafindan kurulabilir" iste islam medeniyeti içerisinde bu vazifeyi hakkiyla ifa etmisolan kutlu zincirin bir halkasi olan Ebu Hanifenin Islam Akaidi yani Müslümanin inanç boyutunu izah eden bu kisa ama öz yüzlerce sayfa ile serh edilen Fikh-ul Ebsat adli eserini sizlere sunuyor ve dualarinizi bekliyoruz... Hakikat su ki Itikadi mevzularda cehalet Hakk Teala indinde mazeret degildir onun için dünyaya gelis gayesinin anahtari hakkiyla kulluk etmekse hakkiyla kullugun basi hakkiyla imandir neye nasil ve neden inanacagini bilmeyenler hayatlarinin gayelerini de bilemeyeceklerdir.

 

Kaynak: Dar'ul Erkam

 FIKH-UL EKBER
 
  Bugün 2 ziyaretçikişi burdaydı! Her hakkı saklıdır polat copyright 2008  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=